KCK: Öcalan İle Diyalog Kuruldu
Haberler / 24 Ağustos 2010 Salı Saat 07:47
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Türk devleti adına bazı yetkili organların hükümetin de bilgisi dahilinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile diyalog kurduğunu açıkladı.

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Türk devleti adına bazı yetkili organların hükümetin de bilgisi dahilinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile diyalog kurduğunu açıkladı. Murat Karayılan’ın daha önce yaptığı açıklamanın “kesinlikle doğru” olduğunu belirten KCK, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın MHP tabanından oy almak için bunu reddettiğini söyledi.

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, 13 Ağustos’ta ilan edilen eylemsizlik sürecinin 10’uncu gününde bir değerlendirme açıklaması yaptı. KCK, açıklamasında son günlerde yaşanan “PKK ile pazarlık” tartışmalarına da değinerek, bir diyalogun gerçekleştirildiğini doğruladı.

KCK açıklamasında şöyle dedi: “Kamuoyunun da bildiği gibi Kürdistan Özgürlük Hareketi olarak 13 Ağustostan 20 Eylül’e kadar güçlerimizi aktif savunma konumundan pasif savunma konumuna çekerek eylemsizlik sürecini ilan etmiştik. Neden böyle bir adım attığımızı gerekçeleriyle birlikte yaptığımız basın toplantısıyla ortaya koymuştuk. Bu gerekçelerden bir tanesi de Türk devleti adına bazı yetkili organların hükümetin de bilgisi dahilinde Önderliğimizle geliştirmiş olduğu diyalogdur. Önderliğimiz hem kendisiyle gerçekleştirilen diyalogu hem de birçok Sivil Toplum Örgütü ve şahsiyetlerin yaptığı ateşkes çağrılarını dikkate alarak hareketimize barışa bir şans verilmesi yönünde mesaj iletmiştir. Hareketimizin yönetimi bu çağrıyı değerlendirerek, İslam alemi için mübarek olan Ramazan ayını da dikkate alarak eylemsizlik sürecini kamuoyuna açıklamıştır. Bu açıklama ve kararımızın üzerinden 10 gün geçmesi sebebiyle durumu değerlendirmeyi ve tüm kamuoyu ile paylaşmayı gerekli görüyoruz.”

GEÇEN 10 GÜNDE HÜKÜMET DOĞRU YAKLAŞMADI

Geçen10 günün hükümet tarafından doğru değerlendirilmediğini ifade eden KCK şunları belirtti: “Türkiye'de kangrene dönüşmüş Kürt sorununun çözümü için önemli bir şans ve olanak olarak gördüğümüz bu adımın doğru değerlendirilmesi tüm halklarımız için önemli sonuçlar doğuracaktır. Ancak eylemsizlik kararımızın ilk 10 gününde yaşanan gelişmelerin gösterdiği şudur: başta hükümet ve başbakan olmak üzere Türk tarafı bu sürece doğru yaklaşmamaktadır. Tüm güçlerimiz büyük bir sorumlulukla eylemsizlik kurallarını uygularken, Türk ordusu ve diğer güvenlik kuvvetleri daha önceki ateşkes dönemleri gibi operasyonlar gerçekleştirerek çatışma ortamını yaratmaktadırlar. Bu operasyonlar tesadüfi bir karşılaşma biçiminde gelişmeyip, tespit edilen gerilla güçlerine karşı çok planlı ve örgütlü bir biçimde yüksek tekniğin de kullanıldığı, imha amaçlı operasyonlardır. Bu, her şeyden önce gerilla güçlerimizin eylemsizlik pozisyonunu fırsat olarak görüp darbe vurma, dolayısıyla yeni bir çatışma sürecini başlatma girişiminden başka bir şey değildir.”

6 GERİLLA HAYATINI KAYBETTİ

KCK eylemsizlik sürecinde yapılan operasyonlara da dikkat çekerek şunları ifade etti: “Geliştirilen operasyonlarda Van Erciş'te Amed ve Numan yoldaşlar kahramanca direnerek şehit düşmüştür. Yine Şemdinli Nugeyla köyü civarında ise üstlenmiş bulunan bir birliğimiz önceden yeri tespit edilerek kapsamlı bir operasyonla havadan ve karadan yoğun tekniğin de kullanılarak üzerine gidilmiş, Başur, Avesta, Beritan ve Dilovan isimli dört yoldaşımız şehit edilmiştir. Başur ve Dilovan yoldaşlar Güney Kürdistan gençliğinin temsili olarak bu direnişte kahramanca şehit düşmeleri anlamlıdır. Güney Kürdistan halkı şehitlerine güçlü bir biçimde sahip çıkmalıdır.”

CANAZE MERASİMİNE BİLE SALDIRIYORLAR

Açıklamada devamla şunlar dile getirildi: “Bununla birlikte Kürdistan ormanları ve doğası yakılma ve tahrip edilmeye devam edilmektedir. Yine en son Siirt’te de görüldüğü gibi polis güçleri Kürt halkına karşı tutumunu daha da sertleştirerek cenaze merasimine bile hiçbir saygı gösterilmeden saldırabilmektedir. Ayrıca bir kez daha, tam da bu süreçte Kürtçe yayın yapan Azadiya Welat gazetesi kapatılmış, siyasi soykırım operasyonlarına aralıksız devam edilmiştir. Açıktır ki bütün bunlar eylemsizlik sürecini bozmaya dönük girişimler olmaktadır. Türk ordusu, eylemsizlik kararımızı böyle fırsatçı ve alçakça bir biçimde değerlendirirse, bunun eylemsizlik sürecini ciddi bir biçimde zorlayacağı açıktır.”

PROVOKATİF AÇIKLAMALAR YAPIYORLAR

KCK, “Görülmektedir ki AKP iktidarı ve Türk devleti başlattığımız bu süreci doğru değerlendirmekten uzak bir yaklaşım içerisindedir. Demokratik kamuoyunun bir talebi haline gelen operasyonları durdurma yerine; kışkırtıcı, provakatif açıklamalara devam etmektedirler” dedi.

ERDOĞAN, MHP’DEN OY ALMAK İÇİN GÖRÜŞMEYİ REDDEDİYOR

KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan’ın daha önceki bir mülakatında Öcalan ile görüşme olduğu yönündeki ifadelerinin “kesinlikle gerçek” olduğunun vurgulandığı açıklamada şöyle denildi: “13 Ağustos tarihinde açıkladığımız kararın esas muhatabı AKP hükümeti ve başbakanı Tayyip Erdoğan'dır. Erdoğan, gerek hareketimizin yönetimi adına yapılan açıklama, gerekse de Yürütme Konseyi Başkanı arkadaşımızın yaptığı açıklamaya olumlu bir cevap vermediği gibi, son derece seviyesiz ve kışkırtıcı bir üslupla konuşmaktadır. Devletin bazı yetkililerinin Önderliğimizle diyalog içerisinde olduğu yönündeki açıklamayı bir iftira ve referandum sürecini etkilemeye dönük uydurulmuş bir yalan olarak tanımlamıştır. Hareketimizin ve yönetiminin sürekli doğru, gerçekçi ve ahlaki davrandığını tüm halkımız ve kamuoyu bilmektedir. Konuyla ilgili olarak Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan arkadaşımızın yaptığı açıklama var olan bir sürecin doğal bir biçimde ifade edilmesi olup kesinlikle doğru ve gerçektir. AKP hükümeti ve başbakan salt MHP tabanından oy almak için reddedici üslubuyla kendisini tarih karşısında büyük bir yalancı durumuna düşürmektedir.

Hükümete yandaş olan basın da gerçekleri çarpıtarak geliştirdiğimiz süreci doğru anlama ve yansıtma yerine, çeşitli yalan-yanlış yorumlarla süreci sabote etmeye yönelik bir yayın politikası izlemektedir.

Bu durum Kürt sorunu karşısında AKP'nin nasıl çıkarcı ve ikiyüzlü yaklaştığını açıkça ortaya koymaktadır. Salt oy kaygısıyla hareket eden kamuoyunu ve Kürt halkını aldatmaya dönük bu politikalarla hiçbir sonuç alınamayacağı açıktır.”

AKP CİDDİ VE SORUMLU DAVRANMALI

AKP’yi ciddi ve sorumlu davranmaya çağıran KCK, şöyle dedi: “En güçlü olduğumuz bir dönemde ve en kapsamlı eylemselliği geliştirebileceğimiz bir pozisyondayken gelen talep ve çağrıları dikkate alarak barışa bir şans vermek üzere bu eylemsizlik sürecini geliştirdiğimiz unutulmamalıdır. Biz Türkiye halklarının çıkarını düşünerek eylemsizlik geliştirmemize dönük yapılan çağrı ve talepleri sorumluluğumuz gereği dikkate aldık. Bununla referandum sürecini barışçıl ve demokratik bir ortamda gelişmesinin koşullarını yaratmayı öngördük. Bütün iyi niyet ve samimiyetimize rağmen başbakanın salt oy hesabıyla hareket ederek hareketimize hakaret dolu sözler sarf etmesi süreci zorlayan bir faktör olurken, esas olarak operasyonların durdurulmaması durumun ciddiyetini ortaya koymaktadır. Bu inkar-imha sürecinin sürdürülmesi halinde, yaşanacak gelişmelerden hareketimiz ve halkımız değil, AKP hükümetinin kendisi sorumlu olacaktır. Bu nedenle biz AKP hükümetini sorun karşısında ciddi olmaya ve sorumlu davranmaya davet ediyoruz.”

MHP VE CHP’YE SÖYLENECEK BİR ŞEY YOK

KCK açıklamasında muhalefet partileri için de şu ifadeleri kullandı: “Türkiye'nin temel bir sorunu olan Kürt sorunu konusunda sorumsuz davranan ve şovenist politikalarla sonuç almayı önüne koyan MHP ve CHP gibi sözde muhalefet güçlerine söylenecek bir şey yoktur. Onlar Kürt düşmanlığı temelinde oy peşinde oldukları gibi, çağrılarımızın da muhatabı değildirler. Esas olarak bu önemli tarihi süreçte sorumlu olması gereken güçlerin tutumu sonucun tayin edilmesinde belirleyici olacaklardır.”

DTK VE STK’LAR TÜM GÜÇLERİNİ ORTAYA KOYMALI

Açıklamada son olarak şu çağrılar yapıldı: “Tüm bu durumlar Türkiye'nin barışından yana olan dar iktidar çıkarlarını değil, Türkiye'nin çıkarlarını düşünen demokratik çevrelerin daha aktif bir biçimde devreye girmeleri gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu dönemde en çok hareket etmesi gereken ve tüm güçleriyle devreye girmeleri gereken hareketimize ateşkes çağrısı yapan STK'lar ve diğer demokratik kurumlardır. Başta DTK olmak üzere çağrı yapan tüm kuruluşları çağrılarına sahip çıkmaya, ateş kesmeyen AKP hükümetinin bu ikiyüzlü politikalarına karşı çıkarak çift taraflı ateşkes ve kalıcı çözümün koşullarını yaratmak için tüm güçlerini ortaya koymaya çağırıyoruz.

Tüm yurtsever halkımızı da bu önemli, tarihi aşamada demokratik özerklik perspektifiyle mücadelesini yükseltmeye, bu mücadele uğruna canını veren barışın ve demokrasini büyük şehitlerine daha güçlü sahip çıkarak herkese verilmesi gereken mesajı vermeye çağırıyoruz.”-ANF

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info



Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.