17 Temmuz 2010 Basın Özetleri
Basın Bültenleri / 17 Temmuz 2010 Cumartesi Saat 07:33
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hesabını önce halka sonra Hâk'ka vereceksin BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, BDP'yi hedef gösteren Başbakan'a sert yanıt verdi.

HEM HALKA HEM HAKKA HESAP VERECEKSİN – GÜNLÜK

Hesabını önce halka sonra Hâk'ka vereceksin BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, BDP'yi hedef gösteren Başbakan'a sert yanıt verdi.

Demirtaş 'Sizi cenazelere işkence yapılmasını savunan bir Başbakan olarak ilan ediyoruz. Hesabını önce halka sonra Hâk'ka vereceksiniz' dedi

Ankara'da AKP il başkanları ile gerçekleştirdiği toplantıda konuşan ve çatışmalarda yaşamını yitiren HPG'lilerin cenazelerine yapılan işkence görüntülerini gönderen BDP'ye ilişkin "Terörle arasına mesafe koymayan bir partiyle görüşmek anlamsız" diyen Başbakan Tayyip Erdoğan'a BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş sert yanıt verdi.

 

ÖZÜR DİLEYECEKSİNİZ

 Başbakan Erdoğan'ın BDP ile görüşmemesinin nedeninin kendisine gönderilen HPG'lilere yapılan işkenceye ilişkin görüntüler olduğunu belirtmesini "vahim ve tarihe mal olacak bir hata" olarak değerlendiren BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, "Dünyanın neresinde cenazelere yapılan işkenceyi savunan bir başbakan var. Ama artık Türkiye'nin böyle bir başbakanı var. Buyurun gidelim o insanların mezarlarını açalım. Haksızsak sizden özür dileriz. Aksi bir durum varsa da siz bu halktan özür dileyeceksiniz. Kürt ve Türk halkı yarın birbirine yüzüne bakabilmelidir. Ama bu yaptıklarınızla o duygu kırılmasını onaramazsımz. Sizi tarih önünde cenazelere işkence yapılmasını savunan bir Başbakan olarak ilan ediyoruz" dedi.

HESABI SORULACAKTIR

 "Başbakan onlar teröristtir. Kimse gündeme getiremez. Avrupa Birliği'nde terörist ilan etti. Bunlar yapılabilir demeye getiriyor" diyen Demirtaş, Erdoğan'a seslenerek, "Seni önce hakka sonra hakka havale ediyoruz. Bu dünyada ve öbür dünyadan senden bunların hesabı sorulacaktır" dedi. Başbakan'ın HPG'lilerin cenazelerine yapılan işkenceler nedeniyle kendileriyle görüşmek istemediğini söyleyen Demirtaş, "Kendi vatandaşınıza düşman gözüyle bakıp düşmanlık yaparsanız sizin meşruluğunuz düşmüştür. Aileleri tarafından tanınmasın diye cenazelerin yüzü asitle yakılmışsa bunun sebebi sorulmalıdır. Bunlar yarın oy istemeye gideceğiniz kişilerdir. Hangi yüzle o halktan o isteyeceksiniz. Sizin meşruluğunuz kalmamıştır" diye konuştu.

 

Demirtaş: Başbakan cesede işkenceyi savundu – Radikal 

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın PKK’lıların cesetlerine işkence yşapılmasını savunduğunu öne sürdü.

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, partisinin İstanbul İl Binası’nda düzenlenen Marmara Bölgesi İl Başkanları toplantısı öncesi Başbakan Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarına cevap verdi. Demirtaş şunları söyledi:

“Dünyanın neresinde ölmüş bir insanın cesedine, altını çizerek ifade ediyorum, cesede, cenazeye işkence yapıldığını savunan bir başkaban vardır? Burada vardır. Gönderdiğimiz CD’ler bu kişiler neden öldürüldü sorusunu içermiyor. ‘Bu kişiler öldürüldükten sonra cesetlerine işkence yapılmış, bunu araştırdınız mı?’ diye soruyor. Başbakan ‘Onlar zaten teröristtir. Onları hiç kimse savunamaz. Teröristlerin cenazesine de bunlar yapılabilir’ demeye getiriyor.  Sayın Başbakan sizi tarih önünde cesede yapılan işkenceyi savunan bir başbakan olarak ilan ediyoruz.”

 

BDP'den sert çıkış – Referans

BDP ile AK Parti arasındaki "cenaze polemiği" sertleşti. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Tayyip Erdoğan'ı ayrım yapmakla suçlayarak,"Eğer bir başbakan olarak benim cenazem, senin cenazen aynmına gidecek kadar bu ülkede ayrımcılık ruhuna sahipseniz ülkenin demek ki bir kısmının başbakanı değilsiniz demektir" dedi.

Cesetlerine işkence yapıldığı öne sürülen PKK'lılann görüntülerinden oluşan CD için Erdoğan'ın "Biz de şehitlerimizin görüntülerini mi sana yollayalım" yorumunda bulunmasını eleştiren Selahattin Demirtaş, şöyle konuştu: "Başbakan'ın, 8 yıllık başbakanlık hayatının en vahim, en sıkıntılı ve gerçekten tarihe mal olacak kadar feci bir açıklama yaptığını öğrenmiş bulunuyorum. Bir siyasetçi olarak değil ama insan olarak büyük üzüntü duyduğumuzu ifade etmek istiyorum."

 

Kışanak: Anayasayı toptan kaldırmak boynumuzun borcu ... – Günlük

BDP Marmara Bölge toplantısı Eşbaşkanlan Gülten Kışanak ve Selahattin Demirtaş'ın katılımı ile İstanbul il binasında yapıldı. Toplantıya, BDP İstanbul Milletvekilli Sebahat Tuncel, MYK üyesi Hatice Çoban, Marmara Bölgesi'nde sorumlu PM üyeleri, İstanbul il ve ilçe başkanları ile BDP Bursa, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Sakarya, Yalova İl başkan ve yöneticiler katıldı. Açılış konuşmasın yapan BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak, yoğunlaşan operasyon ve çatışmalarla Kürt sorununun çözüm olanaklarının giderek ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bir süreçten geçildiğini belirtti.

SAVAŞ TURU

 AKP'nin geliştirmek istediği savaş politikalarına yandaş aramak amacıyla görüşme turlarına çıktığını söyleyen Kışanak, "Kürt sorununun çözümü için herkese kapımızın açık olduğunu söyledik. Erdoğan'ın amacı çözüm değildir" dedi.

BOYNUMUZUN BORCU

Anayasa referandumuna değinen Kışanak "Anayasa paketine evet diyen çevreler 12 Eylül Anayasa'sının ömrünü uzatmak istiyorlar. Hayırcılar ise halk bu Anayasa'dan memnundur. Yolumuza devam edelim demektir. Faşist Anayasa'nın ömrünü uzatmaya çalışanlar bizden destek beklemesinler. Tüm ötekiler olarak hesap sormak için sandığa gitmeyeceğiz. Tüm ilerici, demokratik çevreler yan yana gelirse çoğulcu, demokratik Anayasa talebi önünde kimse duramaz. Çoğulcu, sivil, demokratik Anayasa'nın önü açılacaktır. Evetçilerin ve hayırcıların ortaklaştığı Anayasa'yı kaldırmak boynumuzun borcudur" dedi. Toplantı Kışanak'ın konuşmasının ardından basına kapalı devam etti.

 

Hatip Dicle’den ABD’ye mektup – Milliyet

Eski DEP milletvekili Hatip Dicle, Kürt sorununun siyasi çözümü için ABD’den destek istedi

KCK operasyonu kapsamında tutuklanan ve konulduğu cezaevinden ABD’nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey’e mektup gönderen Dicle, ABD ve AB’nin sorunun çözümünde misyon yüklenmesini talep etti. Dicle, terörist Abdullah Öcalan ile terör ögrütü PKK’nın sürece dahil edilmesini ve demokratik bir anayasa yapılmasını da istedi. Diyarbakır Cezaevi’nde bulunan Dicle, Büyükelçi Jeffrey’e 12 Temmuz’da gönderdiği üç sayfalık mektupta sorunun demokratik bir anayasa ile çözülebileceğini ve silahların devre dışı kalacağını ifade eden Dicle, “Bu konuda Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği gibi güçlü siyasi aktörler, olumlu misyon yüklenebilir, ve yüklenmelidir. Zaten bu mektubu size yazışımın amacı budur” dedi.  

 

Arınç: Ahmet Türk çok daha iyi muhatap olurdu – Sabah

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Demokratik açılımın, çok olumlu, çok doğru ve çok iyi tespit edilmiş bir mesele olduğunu'' bildirerek, "Ama maalesef iç politikaya kurban edildi''dedi. Arınç, CNN Türk'te gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. "CHP Genel Başkanlığına Kemal Kılıçdaroğlu'nun seçilmesinden sonra CHP'de siyasi bir üslup değişikliği görüyor musunuz?'' şeklindeki soruya Arınç, "Henüz tam değil'' yanıtını verdi. Arınç, "Barış ve Demokrasi Partisi olmadan bir çözüm mümkün görünür mü ?" sorusuna ise şu yanıtı verdi: "BDP'siz bir çözüm olabilir. Yeni parti kuruldu. Sayın Ahmet Türk genel başkanlığa devam edebilseydi, çok daha iyi bir muhatapla çok daha iyi bir noktaya geleceğimizi şahsen düşünüyordum."

 

Kandil'den gelen Gençdal serbest – Radikal

PKK’nın Kuzey Irak’taki Kandil ve Mahmur kamplarından gelen grubun içerisinde yer alan Mehmet Şerif Gençdal, tahliye edildi. Savcılık, Diyarbakır’da 21 Mart günü düzenlenen Nevruz etkinliğinde yaptığı konuşma ve bir şahsın kaçırılması olayına katıldığı iddiasıyla  1 Haziran 2010 günü tutuklanan Gençdal’ın tutuklanma kararına itiraz etmişti. İtirazı değerlendiren nöbetçi mahkeme, sanık  Gençdal’ın tahliyesini kararlaştırdı.

 

Ölenlerin vücut bütünlüğü komutanın talimatı – Milliyet

Genelkurmay Başkanı’nın talimatı, ölü teröristlerin doktor müdahalesiyle vücut bütünlüğünün sağlanarak cenaze törenine uygun halde ailelerine teslimini içeriyor

Terörün tırmanışa geçtiği dönemlerde cenaze üzerinden siyaset üslubu da galabe çalıyor. BDP bunu çok farklı bir boyuta taşıdı. Operasyonlarda ya da çatışmalarda ölen bazı PKK’lılara işkence yapıldığını, yüzlerinin tanınmaz hale getirildiğini öne sürdü. Bunu askerin yaptığını iddia etti, ediyor.

BDP Diyarbakır milletvekili Akın Birdal’ın, PKK’lıların cesetlerine işkence yapıldığı iddialarını TBMM’ye taşıması, bu konuda bir araştırma komisyonu kurulmasını istemesi, Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nun olaya müdahil olması yolundaki girişimleriyle başlayan tartışma tırmanıyor.

BDP’nin iddialarını diri tutma çabasının yanısıra, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, muhalefet turuna bu partiyi katmama gerekçesi olarak, PKK’lıların fotoğraflarının kendisine bir mektupla gönderilmesini gerekçe sayması tartışmayı alevlendirdi.

Erdoğan, dün AK Parti İl Başkanları toplantısında, BDP’den kendisine gönderilen CD’yi anlatırken, “Antetli kağıtta bana bir yazı göndermiş, ekteki CD ile, bu cesetlerin durumunun bir insanlık suçu olduğunu ve bunun karşısında ne yapacağımızı soruyor. Dünya ülkelerinin büyük bir kısmının terör örgütü olarak ilan ettiği bir örgütün avukatlığını yapmak BDP sana mı kaldı” diye sordu. Ardından, “GATA’daki kolsuz, bacaksız gazileri nereye koyacağız” diye ekledi.

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise dün Erdoğan’a aynı konu üzerinden yüklendi. Tartışmaya İmralı’dan Öcalan da katıldı.

 

Bizzat komutanın talimatı

Bu ciddi iddianın, sadece Başbakan’da değil suçlamanın hedefi durumundaki askerde de tepkiyle karşılandığını öğrendik. TSK, bir insanlık suçu olmanın ötesinde en masum ifadeyle, “ölüye saygısızlık” olarak nitelendirilebilecek böyle bir uygulamada bulunulduğu iddiasını reddediyor.

Terörün en soğuk yüzü olan ölümlerde TSK’nın hem kendi kuralları hem de yasal çerçevede izlediği belli bir prosedürün uygulandığı vurgulanıyor.

Edindiğimiz bilgilere göre, bizzat Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, yaralı ve ölü teröristlere ilişkin genel bir talimatı bulunuyor. Bu talimat; ölü teröristlerin doktor müdahalesiyle vücut bütünlüğünün sağlanması ve cenaze törenine uygun hale getirilerek ailelerine böyle teslim edilmelerini içeriyor.

Yine aynı talimat çerçevesinde yaralıların ilk müdahalesi, söz konusu birlikteki doktor tarafından yapılıyor. Yaralı teröristler, yaralandıkları yerdeki ilk müdahalenin ardından helikopterlerle hastaneye naklediliyor. Burada gerekli tıbbı yardımı alıyor. Bu aşamalarda savcı da devrede oluyor.

Askeri kaynaklar, doktorlar tarafından yapılan ilk müdahale ile vücut bütünlüğünün sağlandığını belirtiliyor. Türkiye sınırları içinde ölü ele geçen teröristler için savcılık marifetiyle adli tıp inceleme yapıyor ve ölüm nedeni belirleniyor. Türkiye sınırları dışında ise Irak hükümeti sorumlu oluyor.

 

Adli Tıp da inceliyor

Öte yandan BDP’lilerin Başbakan Erdoğan’a gönderdiği CD’deki görüntülerin, ağır bombardımanın yapıldığı bir hava harekatından elde edilen görüntüler olabileceği bilgisi de kulislere yansıdı. Erdoğan’ın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmesinde, BDP’nin işkence iddiasına tepki gösterdiği ve “işkence görmüş şehitlerimiz var” dediği biliniyor. Erdoğan’ın, söz konusu görüşmede, PKK’lılara işkence ve kötü muamele yapılmasının söz konusu olmadığını vurguladığı da kaydedildi.

 

PKK Pervari ilçe merkezine saldırdı: 9 yaralı – Hürriyet

Siirt'in Pervari İlçe merkezinde bulunan asker ve polis noktalarına, PKK'lı teröristler tarafından roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi.

Dün gece saat 21.15 sularında başlayan çatışmada 9 güvenlik görevlisi yaralandı. Yaralıların getirildiği Siirt Devlet Hastanesi’nde kırmızı alarm verildi. Pervari İlçesi'nde akşam saat 21.15 sularında, teröristlerin roketatarlı ve uzun namlulu silahlarla asker ve polis noktalarına saldırması ve güvenlik güçlerinin de anında karşılık vermesiyle çatışma çıktı. Yan yana olan İlçe Jandarma Komutanlığı ile Emniyet müdürlüğü binasının yoğunluklu hedef alınıdığı çatışmadaki ilk ateşle birlikte, 2 özel hareket timi, 4 normal polis ve 3 asker olmak üzere toplam 9 güvenlik görevlisi yaralandı. Yaralılar, Sikorsky helikopterle Siirt'teki Asker ve Devlet Hastanesine taşındı. Yaralı sayısının fazla olması üzerine Devlet Hastanesi'nde kırmızı alarma geçildi. Güvenlik güçleri ile teröristler arasında yaşanan şiddetli çatışma nedeniyle Pervari ilçesinin güneydoğusundaki Herekol Dağı ile Kuzeybatısında bulunan Besta bölgesindeki ormanlık alanda büyük bir yangın çıktı. Skorsky helikopterlerle Pervari İlçesi'ne sürekli olarak takviye birlik ve mühhimat sevkiyatı yapıldı. Güvenlik güçleri ile teröristler arasındaki şiddetli çatışma gece geç saatlere kadar sürdü.

 

Silahların susması için önce Ankara, sonra Kandil'e gidecekler – Sabah

Diyarbakır'da "Operasyonlar dursun, PKK eylemsizlik kararı alsın" çağrısı yapan 99 sivil toplum örgütü ikinci hamleye hazırlanıyor. "Adalet ve Çözüm Girişimi", Doğu ve Güneydoğu'daki 200 sivil örgütün temsilcisiyle, Ankara-Kandil hattında aktif rol üstlenmek için Köşk'e çıkacak. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu, "Her iki tarafın söylemlerini sertleştirmesi çözüm değil. Sivil inisiyatif alıp, harekete geçeceğiz. Artık silah sesi duymak istemiyoruz. Biz bu sorunun çözümü için köprü olmak istiyoruz" dedi. PKK'ya eylemlerini durdurma çağrısı yapacak olan sivil kuruluşlar, Hükümet'ten onay alırsa, akil adamlardan oluşacak bir heyetle Kandil'e giderek örgüt liderleriyle de konuşacak.

200 SİVİL ÖRGÜT

28 Haziran'da "Şiddete hayır" çağrısı yapan "Adalet ve Çözüm Girişimi" Doğu ve Güneydoğu'daki 200'e yakın sivil toplum örgütüyle, yarın Diyarbakır'da yapacağı çalıştayın ardından rotayı Ankara'ya çevirecek. STK temsilcileri, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Erdoğan'ı ziyaret ederek, demokratik açılım sürecinin devam ettirilmesi ve sorunun çözümünde "köprü olmak istediklerini" söyleyecek. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ensarioğlu, çalıştaydan çıkacak çözüm önerilerini ilgili tüm makamlara ileteceklerini belirterek, "Bu ülke, bu bölge çatışmalardan bıktı. Girişim grubunun kapsamını genişletiyoruz. Bölgedeki bütün sivil örgütler katılacak. Bir yandan eylemler, diğer yandan operasyonlar sürüyor. Artık yeter!" diye konuştu. Ensarioğlu, "Kandil'e de gidecek misiniz?" sorusuna, "Çözüm getirecekse bunu da yaparız" yanıtını verdi.

 

‘PKK’lılar bizde değil’ – Milliyet

Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, Türkiye’nin iadesini istediği PKK’lıların çoğunun hükümetlerinin kontrolü dışındaki bölgelerde olduğunu söyledi

PKK’nın saldırılarını arttırmasının ardından Türk hükümeti 240’ın üzerinde örgüt üyesinin listesini Irak ve Amerikan hükümetlerine iletmiş, bunların iadesini istemişti. Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari Amerika’nın Sesi radosunun Kürtçe yayın bölümünün sorularını yanıtlarken PKK’lı elebaşlarının Irak hükümetinin kontrol ettiği bölgelerde bulunmadığını söyledi. Zebari şöyle konuştu:

‘Kontrol dışındalar’

“Kişisel olarak böyle bir talep aldığımızı bilmiyorum. Ancak Türkiye’nin bu gibi isimleri talep ettiğini de reddetmem. Bu kişilerin çoğunluğu Irak hükümetinin kontrol ettiği bölgelerde değil. Bu insanlar dağlarda; bunlar isyancı; aranıyorlar ve Irak hükümetinin kontrolünün dışındalar. Bunun yanında bir diğer konu var: o da iki ülke arasında tutukluların iadesi için hukuki bir anlaşma konusu. Bu konuya daha da ciddiyetle eğilmeliyiz. Bu devletlerarası ilişkiler açısından önemli. Ancak temel sorun bu insanların Irak hükümetinin kontrol ettiği bölgelerde bulunmaması; insansız bölgelerde bulunmaları. İkinci konu da iki ülke arasında hukuki düzenlemeler.

‘Kaygılar haklı’

PKK’nın artan eylemleri ve terör saldırıları konusunda Türkiye’nin haklı güvenlik kaygılarını anlayışla karşılıyoruz. Bunun yanında bu zarar verici eylemleri bastırmak ve kontrol etmek için biz de Türk ve ABD hükümetleriyle oluşturduğumuz üçlü komisyonda elimizden geleni yapıyoruz. Bu eylemlerin herhangi bir sonuç getireceğine inanmıyoruz.”

 

Aileler, şüpheli asker ölümleri için bir araya geliyor – Zaman

Önce intihar ettiği söylendi, arkasından arkadaşının silahından çıkan kurşunla öldürüldüğü belirtildi.

Mardin Kızıltepe'de bulunan 10. Hudut Bölüğü'nde görev yapan Emrah Demirel, terhisinden 40 gün önce, 6 Haziran 2010 tarihinde hayatını kaybetti. Yetkililerden aldıkları çelişkili cevaplar üzerine harekete geçen aile, konuyu TBMM'ye taşımaya hazırlanıyor. Emrah Demirel'in amcası Nusret Demirel, "Biz bu şekilde çocuklarını kaybeden ailelerle bir araya geleceğiz. Faillerin bulunmasını talep ediyoruz. Herkesin doğru olması, doğruyu kabul edip, doğruyu söylemesi lazım." değerlendirmesini yapıyor. Ağrı'nın Tutak ilçesi Erdal köyü nüfusuna kayıtlı olan 21 yaşındaki Emrah Demirel'in hikayesi, Mardin Kızıltepe'de askere alınmasıyla başlıyor. Burada geçen günlerden sonra terhisine çok az bir zaman kaldığında ölüm haberi gelen Emrah'ın önce intihar ettiği, arkasından ise şakalaşırken arkadaşının silahı ile vurulduğu bilgisi veriliyor. Görev yaptığı askeri bölükten yapılan bu açıklamalar üzerine Emrah Demirel'in Ağrı'da yaşayan anne ve babası yasa boğuluyor. Tam olarak aydınlanamayan ölümü araştırmak ise Ankara'da yaşayan amca Nusret Demirel'e düşüyor. Bu amaçla Türk Silahlı Kuvvetleri nezdinde görüşmeler yapan ancak sağlıklı bir bilgiye ulaşamayan Demirel bundan sonra Meclis'te birtakım temaslara başlamış. Daha sonra ise İHD Diyarbakır Şubesi'ne başvuran amca, askeri savcılıktaki soruşturma bittikten sonra dava açılmasını istiyor.

SON OLMASI İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ

Gerçeğin açığa çıkması için temaslarını sürdüren Nusret Demirel, çocuklarını şüpheli bir şekilde kaybeden asker aileleriyle seslerini daha yüksek duyurmak üzere bir araya geleceklerini kaydediyor. "Biz bunların son olması için mücadele ediyoruz. Bu son olması için elimizi taşın altına koyuyoruz." diyen Demirel, Ankara ve İstanbul'da bu amaçla buluşmalar gerçekleştirileceğinin altını çiziyor. Yeğeni Emrah Demirel'den sonra hayatını kaybeden 4 asker ailesi ile görüştüklerini ifade eden Demirel, şöyle konuştu: "Biz bir zulüm yaşıyoruz. 20 yaşına kadar çocuğumuzu muhafaza ediyoruz, daha sonra gönderiyoruz. Siperde, savaşta şehit düşen çocuklarımıza da otopsi yapılması lazımdır." Bu konuda, rapor hazırladıklarını belirten İHD İstanbul Şube Başkanı Abdulbaki Boğa, "Yaklaşık iki tabur asker bu tarzda yaşamını yitirmiş. Genelkurmay'dan bilgi alamadık ancak bir sürü eksiğe rağmen bu raporu hazırladık." ifadelerini kullanıyor. Bu yöndeki çalışmalarına devam edeceklerini belirten Boğa, "Bize yapılacak başvuruların takibini yapmayı düşünüyoruz. Çünkü askerî hastanelerde yapılan otopsileri de yeterli bulmuyoruz. Bağımsız heyetler tarafından otopsi yapılmasını düşünüyoruz." diyor. İHD İstanbul Şubesi tarafından hazırlanan rapora göre, 1991-2001 yılları arasında resmi kayıtlara geçen, TSK içinde 815 şüpheli asker ölümü yaşandı.

 

Badem bıyıklılar ordusu mu olacak – Hürriyet

Terörle mücadele için kurulacak özel orduda sarkık bıyıklıların görev almayacağını söyleyen AK Parti Genel Başkanvekili Hüseyin Çelik’i “Türk düşmanı” ilan eden MHP Lideri Bahçeli, “Bu ordu badem bıyıklılar ordusu mu olacak” diye sordu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, siyasi parti genel başkanları ile görüşme zinciri içerisinde MHP’nin olmayacağını söyledi. Ak Parti Genel Başkan Vekili Hüseyin Çelik’i “Türk düşmanı” ilan eden Bahçeli, “Bir özel ordu kuruyorlar. Bu ordu badem bıyıklılar ordusu mu olacak?” diye sordu. Bazı açılış ve ziyaretlerde bulunmak üzere Aksaray’a gelen Devlet Bahçeli, MHP Aksaray İl Başkanlığı’nda gazetecilerin sorularını şöyle yanıtladı:

Başbakan üslubunu düzeltsin

Sayın Başbakan’ın siyasi partilerin genel başkanları ile yapmış olduğu görüşme zincirinin içerisinde Milliyetçi Hareket Partisi yoktur, olmayacaktır da. Çünkü sayın Başbakan, samimiyetini ve güvenirliğini kaybetmiş, nerede neyi konuştuğu zaman, onu nasıl ilerde bir yalan ve iftira ile suçlayacağı belli olmayan bir siyasal kimlik içerisinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Onun için bu yalan ve iftiraların bir boyutu da bugün il başkanları toplantısında ifade etmiş olduğu MHP ile ilgili sözlerdir. Sayın Başbakan üslubunu düzeltmeden, zihnini aklamadan, herkese samimi ve güvenilir bir tavır sergilemeden Milliyetçi Hareket Partisi, Başbakan’ı, AKP Genel Başkanı olarak muhatap almayacaktır.

Görüşmeler samimi değil

İki partinin genel başkanının hangi samimiyet içerisinde yaptıkları belli olmayan bir görüşme durumudur. Bana göre, okyanus ötesi senaristlerin Türkiye’de bir AKP- CHP koalisyonunu oluşturabilmek için bir başlangıç adımı olarak gördüğümü ifade edebilirim.

Türk düşmanı Hüseyin Çelik

Hüseyin Çelik, Türk düşmanıdır. İnkârcıdır, iftiracıdır ve nankördür. Özel Harekât mensuplarının yıllardır Güneydoğu Anadolu’da vermiş olduğu o kutsal mücadeleden bihaberdir. O sebepten dolayı konuşmasının hiç ciddiye alınacak bir tarafı yoktur. Yalnız, Özel Harekât mensubu insanların oradaki mücadelesini gölgelemekten başka, o değerli şahsiyetleri üzmekten başka bir anlam taşımaz. Bıyıkları sarkıkmış da, ondan sonra da MHP’li olduklarını söylüyor. Ne yapacağız şimdi, bir özel ordu kuruyorlar. Bu ordu badem bıyıklılar ordusu mu olacak?

Halkın yüzde 53,1'i BDP'nin boykot çağrısının, kararını etkilemeyeceğini belirtirken, yüzde 46,9'u sandığa gitmeyeceğini söyledi.

DİTAM Başkanı Mehmet Kaya ve eski DEP Milletvekili Sedat Yurttaş, araştırmayı gerçekleştiren Dicle Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr.

 

Kimsenin 'Saadet'i kalmadı! – Bugün

Saadet Partisi'nde kongre sancısı sürüyor.

Genel İdare Kurulu(GİK) üyesi Oğuzhan Asiltürk ve Erbakan'a yakın avukatlar kongrenin iptali için Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkeme'sinde dava açtı. Saadet Partisi'nde geçtiğimiz hafta sonu yapılan Büyük Kongre'de yaşanan liste krizi mahkemeye taşındı.  Genel İdare Kurulu(GıK) üyesi Oğuzhan Asiltürk Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkeme'sine açtığı davada Genel Başkan Numan Kurtulmuş'un 'yeşil' liste olarak tabir edilen listeden istifası ile hukuk açısından bir sıkıntı oluştuğunu savundu.  Oğuzhan Asiltürk ve Partinin Erbakan'a yakın hukukçu kurmayları davaya konu olan hususları iki ana başlıkta topladı. Buna göre Erbakan cephesi tüzüğün ihlal edildiğini savunacak. Liste ve genel başkan adayının müracaat şartlarının tüzüğe göre yapılmadığı ileri sürülecek.

PARTİ İKİYE BÖLÜNDÜ

Saadet Partisi olağanüstü kongresinde Necmettin Erbakan ve Numan Kurtulmuş'un, iki ayrı liste çıkarması delegeler arasından yumruklaşmaya varan tartışmalara neden olmuştu. Kongre, "Erbakancılar" ve "Kurtulmuşçular" olarak ikiye bölünmüştü. SP Genel Başkanlığı'na Numan Kurtulmuş'un yeniden seçilmesine rağmen Erbakan'ın istediği isimlerin listeye alınmaması SP'deki tartışmaları doruk noktasına ulaştırmıştı.

KURTULMUŞ’TAN 'ÜSLUP' MANİFESTOSU

Necmettin Erbakan ve oğlu Fatih Erbakan'ın 'olağanüstü kongre' için girişimlerde bulunması Genel Başkanı Numan Kurtulmuş'u kızdırdı. Kurtulmuş, parti mensuplarına  daha sonra mahçup olacakları açıklamalar yapmaması konusunda uyardı. Kurtulmuş, "Siyasette tecrübeli olmak, insanların maksadını aşan sözleri söylemesine mani olmuyor." diyerek de Erbakan'a mesaj gönderdi. Kongrenin artık geride kaldığını belirten Kurtulmuş, yollarına devam edeceklerini dile getirdi.

 

 

Edirne'de bir garip linç girişimi davası – Radikal

Basın açıklaması yaparken linç girişimine maruz kalanlar 'terör örgütü propagandası yapmaktan' tutuklanırken, saldıran grupta yer alanlar tutuksuz yargılanıyor. Saldırganları kışkırttıkları ileri sürülen polisler hakkındaysa soruşturma izni yok. Edirne’de, arkadaşlarının tutuklanmasını ve ABD’nin İncirlik Üssü’nü protesto eden gençlerin linç girişimine maruz kalmasıyla ilgili açılan davada ilginç gelişmeler yaşanıyor.

Mağdurlarından ikisi, ‘Yaşasın Dev-Genç’ diye slogan attıkları için ‘terör örgütü propagandasından’ tutuklanırken, linç girişiminde bulunan sanıklar tutuksuz yargılanıyor. Savcının yeterli önlem almadıkları iddia edilen polisler hakkındaki  soruşturma talebiyse önce Edirne Valiliği’nden, ardından İdare Mahkemesi’nden döndü.

Edirne’de Trakya Üniversitesi öğrencisi ve Edirne Gençlik Derneği (EGD) üyesi üç genç, ‘terör örgütü propagandası’ndan 17 Aralık 2009’da tutuklandı. Tutuklamaları protesto için 27 Aralık’ta Saraçlar Caddesi’nde toplanan EGD’liler ‘İncirlik kapatılsın’, ‘Amerika defol demek suç değildir’ diye slogan atarak imza topladı. O sırada toplanan bir grup göstericilere ‘Aponun piçleri yıldırımaz bizleri’ diye bağırarak saldırdı. Polisin linç girişimine karşı yeterli önlem almadığı ileri sürülürken, ‘korunmak için’ gözaltına alındıkları söylenen üç eylemci daha  sonra tutuklandı. Tutuklu mağdur sayısı beşe çıkarken linç girişiminde bulunanların tümü de serbest kaldı.

Bu arada EGD’lilerle aynı siyasi görüşteki TAYAD üyeleri destek için Edirne’ye gitti. Uzun süre otoban gişesinde bekletilen grup, bayraklarla gelen yüzlerce kişi tarafından linç edilmek istendi. Grup bunun üzerine bir dinlenme tesisine yerleşti. Gruptan bir bölümü kente girip açıklama yapınca saldırıya uğradı.

Bu gelişmelerin linç girişiminde bulunan beş sanık hakkında Edirne 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ‘açıklama yapmak ve imza toplamak isteyenleri tekme ve yumruk vurarak engellediği’ iddiasıyla dava açıldı. Bu davanın ilk duruşması 18 Mart 2010’da görülürken, mağdurların ortaya attığı ‘linçe göz yumdular ve saldırganlar hakkında işlem yapmadılar’ iddiası üzerine polisler hakkında, ‘nüfuzunu kötüye kullanarak yaralama ve görevi kötüye kullanma’ suçlamasıyla soruşturma açıldı. Savcılık Edirne Emniyeti’nden saldırı anlarında görevli ekibin listesini istedi. Edirne Valiliği’nden de soruşturma izni talep etti. Emniyet, üçü emniyet müdürü olmak üzere 45 kişilik liste gönderdi. Fakat Valilik, polisler hakkında soruşturma izni vermedi. Kararda, saldırganlar için ‘reaksiyon gösteren grup’ olarak nitenlendiriliyordu. Savcılık karara itiraz etti ancak Edirne Bölge İdare Mahkemesi, valiliği haklı buldu.

Bu arada, Edirne’de tutuklanan beş genç ‘örgüt propagandası ve örgüt üyeliği’ savıyla yargılandığı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 7 Mayıs’taki ilk duruşmada tahliye edildi. Tahliye olanlardan Ebru A., aynı zamanda linç mağduruydu. Ebru A., linç davasının 15 Haziran’daki ikinci duruşmasına katılıp polisi suçladı: “Grup tahrik eder şekilde ‘Masanızda niye bayrak yok’ şeklinde el hareketleriyle hakaret etmeye başladı. Biz de güvenlik güçlerine durumu anlattık, müdahale etmelerini istedik. Güvenlik güçleri, ‘Siz demokratik hakkınızı kullanıyorsunuz, onlar da kullanacaklar’ dedi. Şahısların kışkırtmasıyla kalabalık bir grup oluştu ve üzerimize doğru yürüdüler. Aralarında polisler de vardı. Tekme tokat saldırdılar.” Duruşmanın çıkışında mağdurlar Ebru A., Gamze Y., Harika K., Betül B. ve Gürbüz S. ile arkadaşları Çiğdem K. ile Gökhan A. adliye binası önünde açıklama yaptı. Açıklama sırasında avukatları Naciye Demir ile Taylan Tanay da yanlarındaydı. Açıklamayı izleyen altı polis; ikisi avukat dokuz kişi hakkında ‘terör örgütü propagandası’ndan tutanak tuttu. Savcılık bu tutanakla soruşturma açtı. Tutanağa imza koyan altı polisten dördü, 27 Aralık’taki linç sırasında görevli olan ve soruşturulmalarına izin verilmeyen Rıfkı A., Kemal D., Özgen Y. ve Fahrettin Ş. adlı polislerdi.

 

İzmir metro inşaatında patlama: 2 ölü, 4 yaralı – Zaman

İzmir'de yapımı devam eden Üçyol-Üçkuyular Metrosu'nda patlama meydana geldi. Arıza yapan hava kompresörünün tamiri sırasında kaynak yapılırken meydana geldiği iddia edilen patlamada 2 kişi öldü, biri ağır 4 kişi yaralandı.

İnönü Caddesi Renkli Durağı bölgesindeki inşaat çalışmalarının yapıldığı alanda yaşanan olayda Raşit Topal (40) ve Ahmet Ertekin (29) hayatını kaybederken, Ökkeş Yıldız (35), Fatih Demirer (54), Hakan Topal (36), Erhan Asal (33) yaralandı. Ökkeş Yıldız ve Hakan Topal, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne, diğer iki yaralı Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, olay yerinde incelemede bulundu. Kocaoğlu, patlamanın metro girişindeki Hatay 141 Sokak üzerinde bulunan metro şantiyesinde tünele hava veren hava kompresör tankında meydana geldiğini ifade etti. Kocaoğlu, "İş kazası istenmeyen bir şey, ama maalesef bazen şanssızlıklar yaşanıyor. Patlamanın nedeni teknik inceleme sonucu daha net ortaya çıkacak." dedi.

Patlama sebebiyle bazı binaların duvarlarında çatlaklar oluştu ve camları kırıldı. Mahalle sakinleri korkulu anlar yaşarken arkadaşları ölen bazı metro işçileri fenalık geçirdi.

 

NATO’nun 2’nci adamı – Hürriyet

Türkiye’nin en deneyimli NATO uzmanlarından olan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Dış politika Başdanışmanı Hüseyin Diriöz, NATO Savunma Politikası ve Planlamasından Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı oldu.

Diriöz, siyasi-askeri politika ve planlama konularında Rasmussen’in 1’inci danışmanı oldu. Diriöz 1 Ağustos itibariyle yeni görevine başlayacak. Türkiye, eski Danimarka Başbakanı Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliği’ne, PKK’nın yayın organı Roj TV’ye karşı tutumu ve Hz. Muhammed karikatürleri sürecindeki tavrı nedeniyle, karşı çıkmıştı. İttifakın Türkiye dışındaki Batılı üyelerinin baskısının ardından Ankara, genel sekreter yardımcılarından birinin Türk olması şartıyla geri adım atarakRasmussen’e destek vermişti. Rasmussen de NATO Genel Sekreteri olmasının ardından, Genel Sekreter Yardımcılığı için Diriöz’ün ismini vermişti. Diriöz, daha sonra Brüksel’de yapılan mülakatta başarılı bulunmuştu.

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

 

 

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.