Afrin Ve Maskeler Düşerken
Makaleler / 24 Ocak 2018 Çarşamba Saat 09:09
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sömürgecilerin temel özelliği dehşet düzeyde kibirli karakterleri kadar aynı anda birkaç yüze ve maskeye sahip olmalarıdır

Onların gerçek kimlikleri gibi, karakterlerini de görmek çoğu zaman imkânsızdır. Her daim kibirli karakterlerini, bir o kadar küstah olan yüzlerine yansıtır ve buna denk maske takınırlar. Bu konuda son derece yaratıcı davranır, her ortama uygun karakter ve maske imal ederler. Gerçek kişiliklerini, karakterlerini ve niyetlerini daima gizler, bin bir hesap ve sinsiliğe dayanan maskeli tavırlarla toplumun karşısına çıkarlar. Bu konuda üstün bir rol yapma, numara çevirme yeteneğini sergilerler. Kötülük deryasında yüzerken, iyilik meleği pozları takınırlar. Karakter haline getirdikleri kalleşliği, mertlik ve şövalyelik olarak pazarlarlar.

Sömürgeciler, Tanrının kendilerini yeryüzünü düzenlemek, biçimlendirmekle görevlendirdiğine inanırlar. Herkesin buna inanmasını, buna denk davranmasını isterler. Toplum karşısına modern giyimli, görünüşte nezaketli ve medeni davranan, sağına-soluna sahte gülücük dağıtan, pozlarla çıkarlar. Karakterlerini gizlemek ve maskeli yüzleri ile çevrelerini yanıltmak isterler. Fakat dizginlenemez kibirleri onların oluşturduğu bu sahte portenin her adımda dökülmesine neden olur. Dilini ısırarak gizlemeye çalıştıkları gerçekliklerini dışa vurur. Duygu dünyalarındaki çöplüğün dışa koku yaymasına, çevrelerinde deprem yaratmasına neden olur. Denetlenemeyen heveslerinin, beklentilerinin dışa vurmasını sağlar.  Sömürgeci cellatların yüreğini-ruhunu kemirip duran daha fazla tahakküm kurma arayışı-istemi, bazen yakışıksız bir davranış, bazen de kem bir söz olarak dışarıya yansır.  İşte o anda sömürgeci celladın gerçekliği açığa çıkar.  Bu tipolojinin en bayağı örneğini ise T. Erdoğan oluşturmaktadır. Tayip, bir fosseptik çukuruna dönüşen yüreğinin derinliklerindeki kin ve nefreti günlerdir Afrin özelinde Kürtlere kusmaktadır. Bir hortlak figürü haline gelmiş yüzü, klişeleşmiş konuşmaları ve batmak üzere olan birinin “ben yanıyorsam-herkes yansın” havasıyla durmadan Kürtlere hakaretler yağdırmaktadır.  Günlerdir bir meczup misali durmadan-dinlemeden Afrine dönük operasyon yapacağını vaaz etmektedir. Bunu yaparken tipik bir şizofren vakanın davranışlarını sergilemektedir. Akli-melekelerden yoksun tutumlara girmektedir. Bağırıp, çağırmakta, bir-birine zıt demeçler vermektedir. Siyasi-askeri ve iktisadi gücü ile orantılı olmayan işlere girişmektedir. Sabah farklı-akşam farklı konuşmaktadır. Hızla sona doğru giden bir sömürge valisi misali dibe yaklaştıkça, daha fazla çığırında çıkmaktadır. Rotasını kaybedip-çığırında çıktıkça da faşizan baskıları artırarak içte keskinleşen çelişkileri, daha fazla yönetmesi imkânsız hale getirmektedir. Gün geçtikçe derinleşen çelişki-çatışmaları, yasak-baskı ve KHK’lerle yönetmesi imkansız hale getirmektedir. Bu durum ulusalarası alana daha fazla tecrit olma, teşhire uğrama ve yalnızlaşma biçiminde yansımaktadır. 2014 yılında başlayan başaşağı gidiş, gelinen aşamada dibe yuvarlanmaya ramak kalmıştır. Bu nedenle Tayip ve faşist çetesi bu durumda kurtulmak için deyim yerinde ise her çareye başvurmaktadır. İçte yasak-baskılardan sınır tanımazken, dışta daha fazla yayılımcı bir sürecin içerisine girmektedir. Bunun en somut ifadesi Emevi camisinde öğlen namazı kılma biçiminde ifadesini bulan Halep’i işgal emelinin, gelinen aşamada Afrin’i işgal etme biçiminde güncellenmesidir. Yönlendirdiği ve desteklediği faşist çetelerin Halep ve Kobane ’de yenilmelerinin Tayip ve çetesinde yaratığı hayal kırıklığı-öfke gelinen noktada akıllarına vurulan bir prangaya dönüşmüştür. Onları bir adım sonrasını düşünemeyecek, göremeyecek ve yaptıkları hamlelerin sonuçlarını hesaplayamayacak bir hale getirmiştir.  Bu nedenle Tayip ve diğer aktörler Suriye zemininde hızla yüzlerindeki maskeleri söküp-atarak gerçek kimlikleri, karakterleri ve en utanmaz halleriyle sahada boy göstermeye başlamışlardır. Tayip her zaman ki gibi sinsiliğini konuşturarak boşluklardan yararlanmaya çalışmaktadır. Rusya-Rejim ve İran’ın İdlib’de Türkiye’ye doğru sürdüğü çetelerin yerleşecekleri yeni bir mekân arayışına girmiştir. Bu arayış sürecinde ABD’nin sorunları karmaşıklaştırarak bölgede kalma çabasından ve Rusya’nın sınırsız pragmatizme dayalı politikalarından yararlanarak Afrin’i hedef haline getirmiştir. ABD ne olursa-olsun bölgedeki gerginliği artırarak pozisyonunu güçlendirmek ve kalıcılığını meşrulaştırmak istemektedir. Rusya ise bu tür saldırılara göz kırparak Halep’te olduğu gibi İdlib de TC’yi bir polis gücü olarak kullanmak, bölgeyi onun denetimindeki çetelerden temizlemek istemektedir. Özelikle Rusya’nın İdlib çevresinde yürüttüğü operasyonu provokasyonlarla engellememesi ve nötr durumda tutulması için TC bilinçli olarak Afrine doğru yöneltmiştir. Tayip, Ruslar adına üstlendiği bu bekçi rolünü ise iç kamuoyuna “Afrin’de tepelerine ineceğiz” biçiminde pazarlamaktadır. Sanki 40 yıldır Kürtlere karşı yürütülen savaştan farklı bir şey yapacakmış gibi yanıltıcı bir hava yaratmaktadır. Afrin saldırısı 40 yıldır süregelen savaşın daha geniş bir alana yayılması, bünyesine yeni aktörler katması ve TC’nin yıllardır dinci-faşist çeteler eliyle örtülü olarak sürdürdüğü saldırıları bizzat kendisinin üstlenmesi olacaktır. Böyle bir yönelim içerisine girmesi durumunda her şeyden önce TC gerçek DAİŞ ’in kendisi olduğunu ilan etmiş olacaktır. Kısa vadede ulusalarası ve bölgesel güçlerle karşı-karşıya gelecektir. Rusya yanı başında yeni bir İdlib ’in oluşmasına izin vermeyecektir. Aynı durum Suriye ve İran içinde geçerlidir. ABD ise TC’nin bölgede gürültü çıkararak kendisine kalıcılaşma zemini yaratmasının ötesinde bir girişime tahammül etmeyecektir.  Tabi sürecin belirleyeni her zaman olduğu gibi özgürlük ve kardeşlik temelinde direnen halkların birlikteliği olacaktır. Buda yakın tarihte Kobane ‘de yaşananların daha görkemli tarzda tekrarlanmasını getirecektir. Sürecin en önemli özeliği Kobane ’de DAİŞ maskesi ile yapılanların bu kez her zamanki asıl saldırgan aktör olan TC tarafında yapılacak olmasıdır. Yani Kobane ‘de asıl saldırgan olup da perde arkasında kalmayı başaran, kamuoyunu yanıltan, hata saldırıya uğrayanlarda bile yanılsama yaratan cellat bu kez utanmaya-gizlenmeye ihtiyaç duymadan esas saldırgan konumundadır. Bu yönüyle Kobane’ de, DAİŞ bayrağı ve maskesi altında yıkım savaşına girişenlerin gerçekten kim olduğunu iyi bilen Kürtler ve dostları için sürpriz olan bir durum yoktur. Sadece düşen maskeler ve cellatların görünen gerçekliği vardır. Bu durumda özgürlüğe sevdalı her insana düşen temel görev ise bu cellat sürüsünü bir kez daha hak etikleri tarihin çöp sepetine atmaktır.

Can Toprak

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Afrin  Ve  Maskeler  Duserken  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.