Halep Ve Savaş/4
Dizi Yazı / 23 Aralık 2017 Cumartesi Saat 15:18
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bir şehre değer katan esas olarak onun bağrında hayat bulanlardır.

Sürekli devinim halinde olan çelişkilerin, insanca yaşam özlemlerinin tetiklediği arayış-buluş ve çatışmalar aynı zamanda mekânlara içerik kazandırırlar. Paris’teki barikat savaşları, Çarlık Rusya’sındaki halk ayaklanmaları, Çin’deki uzun yürüyüş ve uzun süreli halk savaşı, Vietnam, Kürdistan ve diğer birçok sömürge ülkedeki anti sömürgeci mücadeleler eskiye ait olan her şeyi yıkarak hem yeni bir yaşama-Dünyaya kapı araladılar, hemde insanlığın ilerlemesine, özgürleşmesine katkı sundular. Tüm bu zeminlerde yürütülen savaşlar derin acılara yol açmıştı. Yıkım , ölüm, göç ve sefalet gibi sonuçlara neden olmuştu. Tüm bu merkezlerde özgürlük büyük direnişler, sınırsız fedakarlıklar, sayısız hayatın toprağa düşmesi, şehir hata ülkelerin yıkımı pahasına elde edilmişti. Sömürü ve zulme karşı başkaldırıp-isyan edenler- savaşanlar sınırsız acılar pahasına, ütopyalarını gerçekleştirerek tutku ile istedikleri özgürlüğü elde etmişlerdi.  Suriye’de, özelde ise Halep’te süren savaş, başlangıcı, yürütülüş biçimi ve sonuçları itibarıyla bunlara taban-tabana zıt bir seyir izliyor. Rejime itiraz edip isyan bağrağını çekenler her yönüyle haklı olsalarda, yıkmak istedikleri sistemin yerine ikame etmek istedikleri ile haksız konuma düştüler. Yanlış siyasal tercih, ilkeden yoksun ittifak ilişkileri ve kötü savaş taktikleri ile kavgalarını rotadan çıkartarak anlamsızlaştırdılar. Küresel ve bölgesel güç merkezlerinin yörüngesine girerek ütopyalarını kirlettiler. Çıkıştaki zulme karşı haklı itirazdan, zamanla İşit, Nusra, Ahrar gibi irili-ufaklı faşist gruplar biçiminde tarihin tanık olduğu en büyük zalimliğe geçiş yaptılar. Güç merkezlerinin basit bir oyuncağına dönüşerek isyandaki haklılıklarını yitirip, masumiyetlerini kirlettiler. Kürdistanlı güçler ve dostları ise rejim ve onun farklı bir versiniyonu olan cihadistler arasında bir tercihin ölüm ile kanser arasında tercihten başka bir şey olmadığını ifade ederek kendilerini üçüncü yol olarak konumlandırdılar.  Yeni bir Dünya ve özgür, eşit bir yaşam önermeleri ile Cihadistlerin, TC’nin,  Rejimin tüm saldırılarını boşa çıkardıkları gibi alternatif bir yaşam ve sistemin adresi haline geldiler.

Halen Halep caddeleri, sokaklarındaki enkaz olduğu gibi yerinde duruyor. Cihadistlerin her tarafta mevzileri-tünelleri varlığını koruyor. Rusların yâda Rejimin atığı son model Rus yapımı birçok füze patlamamış haliyle sokak ortalarında varlığını sürdürüyor. Kentin birçok yerinde sağa-sola atılmış, içleri toz patlayıcı dolu intihar yelekleri, havan mermileri, cehennem bombası denilen tüpler görülüyor.  Şehire bakan burayı çekirge sürüsünün geçtiği bir tarla gibi düşünür. Her bina, her yol, her araç kemirilmiş ve sadece iskeletten ibaret hale gelmiş. Binlerce yakılmış otobüs, otomobil barikatlarda kullanılmış. Şehirdeki yapıların yüzde 70 ile yüzde 75'i yakılıp-enkaz hale gelmiş. Bu yıkımı kaldırmak bile yıllar sürer. Rejimin bu enkazı kaldıracak ne gücü nede isteği var. Bu nedenle insanlar dayanışma yoluyla hayatı yeniden örmeye çalışıyorlar. Savaş ortamında bir lokmayı bile bölüşerek tutundukları hayatı, şimdi yeni güzelliklerlerle anlamlandırmaya çalışıyorlar. Fakat bu dayanışmaya rağmen şehrin tüm gülleri solmuş. Güzellikleri tarumar olmuş. Savaş sadece insanların ölümüne ve şehrin tahrip olmasına neden olmakla kalmamış. Kent’tin renga-renk çiçekleri olan çocukları ve onların yaratığı güzelliği yok etmiş. Şimdi okul bahçeleri bom-boş ve çocuk cıvıltılarında yoksun. Caddeler-sokaklar insansızlaşmış ve tenha hale gelmişler. Koskoca caddelerde bir iki yaşlı dışında kimse kalmamış. Bir tufan anı, bir yıkım zamanından sağ kurtulanlar adeta hayata küsmüşler, zorunlu olmadıkça konuşmuyorlar.  Her yer bomba, füze ve patlayıcı artıkları ile dolu. Tüm şehir bir patlayıcı tarlasına dönüşmüş. Bir kaç yıl boyunca insanlar yaratmak için değil, yaratılan güzellikleri yok etmek için çabalamışlar. Bir-birinin, karşı gördüklerinin felaketinden, yok edilmesinden mutluluk-güzellik aramışlar. Var olan sınırlı imkânlarını, enerjilerini, birikimlerini ve güçlerini son sınırına kadar başkasına acı vermek, onları yok emek için kulanmışlar.  Sonuçta neden ve asıl sorumluları kim olursa olsun ,el birliği ile kolektif bir trajedinin oluşmasına neden olmuşlar. Şimdi koca şehirden geriye demir ve moloz yığınları kalmış. Birde her yerde eksik olmayan patlamamış mühimmat artıkları… Burada rejim kendi bölgesini temizlemek, yeniden yaşanacak hale getirmek istiyor. Yoları onarmaya çalışıyor. Okulları, diğer devlet kurumlarını işlevselleştirmeye uğraşıyor. Ama pek başarılı olduğu söylenemez. Her şey harap haliyle orta yerde duruyor. Kürdistanlılar ise aynı şeyleri kendi denetimlerindeki bölgede yapmak için uğraşıyorlar. Barikatları kaldırmaya, patlatıcıları toplamaya, yoları, okulları, su ve elektrik şebekelerini onarmaya, sokak ve caddeleri açmaya çalışıyorlar. Oluşturdukları meclisler aracılığıyla bu hizmetleri yerine getirmek için çabalıyorlar. Fakat onlarında çok fazla handikapları var. Şimdilik bu handikapları aşacak tek yol ise daha fazla enternasyonal dayanışmadır. Bu nedenle onların daha fazla enternasyonal desteğe, birikime, tecrübeye, maddi ve manevi dayanışmaya ihtiyacı var. İmkânsızlık, yetişmiş insanların göç edip-gitmeleri, araç-gereçten yoksunluk bir çok noktada ellerini kollarını bağlasa da kıt imkanlarına rağmen elektrik, ekmek, yakıt ve eğitim sorunlarını belli oranda çözmüşler. Toplumsal dayanışma yoluyla bu sorunların üstesinde gelmişler. Aynı sokaktakilerin bir araya getirilmesi ile alınan jeneratörler ve bunlara sağlanan yakıtla elektrik sorununu günlük 10 saat kadar çözümlemişler. Daha önce devlete ait olan ekmek fırınını tamir ederek işler hale getirmişler ve sadece un parasını çıkaracak fiyatla herkese yetecek ekmek üretmeye ve dağıtmaya başlamışlar. Eğitim ise en iyi yapılan hizmet halini almış durumda. Kürtçe ve Arapça yapılan eğitim şimdiden ciddi bir sisteme kavuşmuş ve bu alandaki ihtiyacı önemli oranda karşılayacak duruma gelmiş. Askeri alanda da şimdilik işler sorunsuz bir biçimde yürüyor.  Rejimin alan genişletecek bir gücü ve iradesi yok. Ordusu daha fazla çatışacak güçte değil. Ayrıca sistemi tamamen çökmüş durumda. Ama mevcut fiili durum federalizm biçimde resmileştirilip-güvence altına alınmasa ciddi bir risk oluşturur. Tüm taraflar Halep'i sadece askeri gücüne dayanarak denetlemeyeceğini yaşanan acı deneyle öğrenmiş durumdalar. Bu rejim açısında olduğu kadar ona karşı olanlar içinde böyledir. Bu konuda en avantajlı olan kesim ise Kürdistanlılardır. Halkların kardeşliğini esas almaları ve bunu konfederal örgütlenme biçiminde somutlaştırmaları onların en büyük silahıdır. Örgütlenmeleri gerçek anlamda halkların ortaklaştığı bir zemine dönüşmüş. Kürdistanlıların denetimindeki birçok bölgede TEV-DEM,YPG, Asayiş, Hezen Cehveri yâda diğer örgütlenmelerde Arapların sayısı Kürt’ler ile eşit duruma gelmiş. Kimi noktalarda Kürtçe bilen bir tercüman bile bulamak zor. Genel olarak Halep’te asayiş ve YPG gücünün yarısına yakını Arap’lardan oluşuyor. Bunu diğer halkları kapsayacak tarzda genişletme çabası ise sürüyor. Bu başarıldığında gerçek Halep kimliği özgürlükle buluşmuş olacaktır.

Kasın ayının son haftası olmasına rağmen Halep'in sivrisinekleri insanların kanını kurutmaya devam ediyorlar.  Sanki yaz ortasıymış gibi ortalık sivrisinek ’ten geçilmiyor. Üstelik bunlar mutasyon geçirmişler. Çok fazla büyümüşler. Buradaki sinekler daha önce Şengal’de görülen, ısırıp deri altına sıvı bırakınca vücutta baloncuklar oluşturan cinsteler. Halep’e bakan her göz milliyetçiliğin, dinciliğin ve mezhepçiliğin ne kadar rezil bir şey olduğuna bir kez daha tanıklık eder. Bunların bilinç ve vicdanı gerçek anlamda köreltiğini görür. Bilinç ve vicdanın köreldiği noktada ise kitlelerin bir birini boğazladığının acı sonuçları ile karşılaşır. Şimdi Halep tüm bunları kör gözlere, sağır kulaklara anlatan bir tablodan başka bir şey değil.  Ortaya çıkan tablo acı ve elemle örülüdür. Buna rağmen bir yerde baskı, zulüm, sömürüye karşı isyan  bayrağını çeken, idealleri uğruna kavga eden, bedel ödeyen ve toprağa düşenler varsa orada umut vardır. Dayanışma-kardeşlik ve paylaşımı esas alan bir dünya yaratmak uğruna mücadele eden, umut büyüten, toprağa düşen veya yaşayan tüm bu insanlara selamla bitirelim.

Can Toprak

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Halep  Ve  Savas4  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.