Hangi çağda yaşıyoruz acaba?
Kadın / 28 Ekim 2017 Cumartesi Saat 05:03
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Evlilik, düğün dernek, resmi veya imam nikâhı gibi kavramlar toplumsallığın oluşum ve gelişim süreçlerinde olmayan kavramlardır

İnsanlar uzun süren toplumsal süreçlerini doğayla iç içe, erkek ve kadının eşitlik temelinde yaşamlarını sürdüğü, toplumun her kesiminin kendisini özgürce herkesin yeteneğine göre, gücü oranında katıldığı ve ihtiyacına göre aldığı evrelerde yaşadılar.  Burada kadının yaşamın esas yürütücü gücü olmasından kaynaklı çocuk ana tarafından eğitilir, şekillendirilir. Baba belirleyici bir öğe değildir, toplumsallık ana soyludur. Bugün ki gibi ata soyluluk etkin değildir. Zaten ana kültünden baba soylu sisteme geçtikten sonra toplumun temeli sarsıldı, alt üst oluşlar yaşanmaya başlandı. Ve tabir yerindeyse yaşam yaşanılır olmaktan çıktı. Kadının ve doğanın yine toplumsallığın ahenkli uyum içerisindeki birlikteliği yerini renkiz, cansız, coşkusuz yaşama bıraktı. Bu durumun temelinde tabi ki birçok etken bulunmakla birlikte aile olgusunun erkek aklıyla şekillendirilip sürdürülmesi rol oynamaktadır. Aile kadın, erkek ve çocuklardan oluşan bir kurumdur.

Günümüzde de bu aile dediğimiz en küçük birimin temel yürütücü gücü de kadındır ama hangi kadın? Doğal toplumdaki doğal otoritesi olan, toplumu şekillendiren, besleyen, yön veren, kültürü, ahlakı belirleyen kadın değil tabi. Erkek egemen aklın kendine göre, çıkarları el verdiği tarzda biçim verdiği, şekillendirdiği aslında biçimsiz, şekilsiz, güçsüz, erkeğe güdümlü kadın var şimdi. Bu kadın çocuğu doğuruyor, büyütüyor, besliyor, eğitiyor. Kölelik bu kadın tarafından üretiliyor artık bunu bu tarzda ifade etmekte bir sakınca yoktur herhalde. Köle kadın, ana, köle kız ve erkek çocukları büyütür eğitir. Yani kadın eliyle kölelik derinleştiriliyor ve sistematik olarak sürdürülüyor. Bu anlamıyla günümüz aile şekillenmesi toplumun kayboluşunu, yitimini ifade eder yaşandığı biçimiyle.

Aile kurmak için, iki insanın bir araya gelmesinin ve ortak bir yaşam oluşturmasının bile siyaset malzemesi yapıldığı bu dönemde ortak, demokratik, eşitlikçi, özgür eş yaşam yaratmanın yolu yok gibi. Nikâh kıyılmadan aile kurumu oluşamıyormuş mesela. Nikâh Arapça bir kavram olmakta ve Türkçe karşılığı evliliktir. Birlikte bir hayat kurmak isteyen iki insan kadın ve erkek bu işi resmi belgelendirmekle görevli memur karşısında ifade ederler ve memur şahitlerle birlikte bu kadın ve erkeği evli olarak ilan eder. Yani nikâhlarını kıyar. Kıymak kavramı da bu arada önemle üzerinde durulması gereken bir kavramdır. Kıyım, kıymak, yani parçalamak, öldürmek, yok etmek olarak kavramı olduğu gibi alırsak burada devletin resmi nikâhı ya da imam nikâhı yani evlilik olayının gerçek yüzü anlaşılmış olacaktır. Ve bu çok önemlidir bence kadının, erkeğin, ailenin yaşadığı sorunlar bağlamında. Olayın esas özü sadece bu kelimeyle anlaşılırdır.

Türkiye toplumunda resmi devlet nikâhı kanunen geçerlidir. Ve nikâh memuru yine en az iki şahit önünde yapılan evlilik meşru sayılır. Buna rağmen toplumun bir kesimi halen imam nikâhı kıymakta ve yapılan evlilikler Türkiye devleti cumhuriyeti kanunları çerçevesinde resmi olarak görülmemektedir. Tabi birde muta nikâhı var. Şiiliğin bazı mezheplerinde gerçekleştirilen bir uygulamadır bu muta. Bir kadınla bir saat, bir gün veya bir hafta yani bir zaman dilimi için kalabilmek amaçlı yapılan ve para karşılığında yerine getirilen bir işlemdir. Yani aslında fuhuşun dini bir perdeyle yapılması da diyebiliriz buna. Ortadoğu'da birçok Müslüman ülkede hala yapıldığını araştırarak görebiliriz. İslamiyetin ilk yıllarında uzun süreler savaşa katılan askerlerin cinsel olarak tatminlerini sağlamak amaçlı bu nikâh tarzını uygulamışlar.

Kur’an da Nisâ suresi vardır. Hicretten sonra Medine’de nazil olan ve yüz yetmiş altı ayet olan bu sure de daha çok kadından ve kadının toplum içerisinde(cemiyet) hak ve hukukundan, toplumsal yerinden ve değerinden bahseder. Zaten bundan adına Nisâ denmiştir. Nisâ kadın veya kadınlar demektir. 24. Ayette muta nikâhına izin verilmiş olmakla beraber halife Ömer bin hatab muta nikâhının zinadan farksız olduğunu söyleyerek yasak koymuştur.  Yasak konmuş konmasına ama halen devam eden bir gelenek olarak sürdürülmektedir. Fuhuşu dini bir kisve altında, inancı, tanrıyı, imamı ortak ederek, Allah’ın emrini tanımayarak gerçekleştiren toplumsal bir suç işlenmektedir. Bin yılların geçmiş olmasına, aradan geçen zamanlarda bilimsel, tekniksel, düşünsel olarak aşamalar kaydeden toplumsallık halen bu gibi temel yaşamsal konularda bir cendere de yaşatılmaktadır.

Yine son dönem tartışmaları, gündemleri de insanı düşündürmekte, tabi ilginç de gelmektedir. Kadın haklarına saldırıları yoğunlaştıracak ve daha da arttıracak bir uygulama gündemi işgal etmiş durumda. Yasalarda yapılan yeni değişiklerde müftüye resmi nikâh kıyma yetkisi verilmesi kadın hak ve özgürlüklerine şiddetli bir saldırıyı ifade etmektedir. Yani artık kız çocuklarının çok erken yaşta evlendirilmesini yasallaştıracak bir tasarı, zaten resmi nikâh olmasında veya olmamasında herhangi bir sakınca görmeden imam nikâhını meşrulaştıracak bir tasarı en önemlisi de medeni kanuna aykırı bir uygulama ve daha burada saymayacağım ve herkesin bilebileceği birçok şey.  İnsanın hangi çağda yaşıyoruz diye sorası geliyor valla. Yaşanan kadın erkek aile sorunlarına köklü çözümler üretmekten ziyade kısır döngü ye yol açan, toplumun yitimine, kaybolmasına sebep olan kirli siyasete alet edilmek istenen bir amaç var burada. Tabi ki bunu genel anlamda diyorum bunu sadece resmi devlet ya da imam nikâhı ayırmadan belirtiyorum. Bugün aile içi bütün sorunlar siyasete alet edilmişse nikâhı kim nasıl kıysından tutalım her aile kaç çocuk doğuracağa kadar karışılmakta, müdahale edilmekte ise daha farklı olarak nasıl izah ederiz bu durumu. Ee aile nasıl aile oluyor o zaman bunların hepsi sorulması gereken tartışılması gereken konulardır. Biz kadınların sorunları da değildir bu bütün toplumun sorunudur.

Bu gün bir uyanış var tabi görmezden gelemeyiz bu gelişmeyi. Toplumsal bir uyanış, karşı duruş, ses verme yaşanmakta. Bunu da PKK ve PAJK içerisinde verilen mücadele geleneğine, ağır bedellerle insanlık için oluşturulan değerlerle mümkün olmuştur. Bunu bu günlerde şahadet yıldönümü olan Beritan’lara, Zilan’lara, Sara’lara, Gülnaz’lara ve adını burada yazmadığımız daha nice PKK ve PAJK kadın militanların verdiği mücadelenin, emeklerin verdiği mücadele ve açığa çıkan değerlere borçludur insanlık ve hepimiz. 

Solin Bahar

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Hangi  cagda  yasiyoruz  acaba  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.