Çöküş Artık Döndürülemez
09 Eylül 2018 Pazar Saat 06:19
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Kasım Engin

TC devleti sözün tam manasıyla çöküyor. Kendilerinin ifade ettikleri gibi, yaşanan son derece ciddi bir Beka Sorunu’dur. Özcesi, zaman; “ya istiklal ya ölüm,” zamanıdır.

Yukarıda çöküşü ifade eden sözler, bugün Türkiye’de iktidarda bulunanların tarihi tespitleridir. Bu tarihi tespitlere denk ise kendilerince çözüm yolları arayarak, ayakta kalmaya çalışıyorlar. Çözüm yolları ise açıktır; saldırı, saldırı, yine saldırıdır. Saldırıları ise Türkiye’nin her şeyinedir.

Çöküşün önü herkese saldırarak alınabilir mi? Belki! Sonuçta, saldırıda bir yoldur. Ve dünya tarihinde sıklıkla görülen bir yol olarak saldırı, kimi zaman başarı da getirmiştir.

Çünkü güçlü bir saldırıyla yaşanan sorunların üstü örtülebilir, meselenin özü ötelenebilir. Ve hatta büyük saldırılarla, milliyetçi-dinci duygular çok daha rahat bir şekilde mobilize edilebilir. Hele buna bir de hedef olarak günah keçileri gösterilebilirse, şovenizm çok daha ileriye taşınacağı gibi, fethedilecek toprakları göstererek tam da histeri halinde bir toplum yoldan çıkartılabilir.

Dikkat edersek Çöküşü yaşayanların yaptıkları tam da budur. Saldırı üzerine saldırı gerçekleştirerek, yaşadıkları zayıflığın üstü örtülebiliniyor.

Gelişebilecek direnişleri engellemek için, iç muhalefeti bastırmak için saldırı da bunun için yapılmaktadır.

Yaşanan sorunların üstünü örtmenin başka bir yolu toplumda şovenizmi belirttiğimiz gibi geliştirmektir. Nitekim yapılan tam da budur. Bugün Türkiye’de şovenizm tam bir ruh hastalığı biçiminde geliştirilmiştir.

Ve tabi bir de yaşanan onca sorunun üstünü örten en iyi yol başka coğrafyalara göz dikerek fethetme girişimleridir. Rojava ile Suriye’ye karşı saldırganlığın altında bu gerçeklik yatıyor.

Ve tabi, bir de geçmişte ne kadar büyük topraklara sahip olunduğunu hem söyleyerek hem de oraları yine Osmanlılar adına alacağının yalanıyla toplumun ruh dünyasıyla oynamanın nedeni de budur.

Ancak bir gerçek vardır ki, o da; yavaş ancak emin adımlarla Türkiye çöküyor. Bitiyor. Bitiriliyor. Herkese düşman haline getirilen bir Türkiye’nin geleceği karanlık haline getirildiği gibi, enflasyon yukarılara doğru tırmanıyor. Lira her geçen gün daha fazla dibe vurmaktadır. Doların 6,5 liraya geldiği bir Türkiye’de günlük olarak milyarlarca dolar zarar yaşanmaktadır. Bu zararlar işsizlik olarak topluma dönerken, binlerce şirketin ise iflası demektedir.

Çöküş sistemik olduğundandır ki, palyatif çözümler çözüm olmamaktadır. Hatta her palyatif çözüm daha fazla çözümsüzlük olarak topluma yansımaktadır. Ve gün geçtikçe bu yansıma yaşamın her sahasına yansıdığında, çöküşü durdurmak artık imkan dahilinde olmayacaktır.

Bu gerçeği iktidardaki faşist yapılar bildikleri için dibe doğru bir gidişi yaşamalarına rağmen, ağızlarından tek bir negatif kelime çıkmamaktadır. Tam tersine Türkiye’nin ne kadar uçuşa kalktığı her fırsattan dile getirilmektedir.

Ama bir gerçek vardır ki, o da; artık iktidardaki faşist yapıların yalanları çuvallara sığmamaktadır. Her gün bir yerde sistemik çöküşün verileri açığa vurulmaktadır. Veriler açığa çıktıkça da iktidar daha fazla saldırganlaşmaktadır.

Ama bilelim ki, havlayan köpek ısırmaz misali, saldırganlaştıkça saldırganlaşan bir yapı artık son demlerini yaşıyordur. Gideceğini bildiği içindir ki, gidişini geciktirmeye çalışmaktadır.

Evet, Çöküş bu kez kesindir. Ve bu çöküş sadece ekonomik bir çöküş değildir. Bu çöküş her şeyden önce ruhsal bir çöküştür. Toplumsal bir çöküştür. Siyasi bir çöküştür. Psikolojik bir çöküştür. Ahlaki bir çöküştür.

Evet, bu çöküş artık hem de kesin olan bir Çöküştür. Ve bu çöküşü artık kimse durduramaz.


KASIM ENGİN

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş

ARAMA