AKP-MHP Faşist Kliği Cumartesi Annelerinden Korkuyor
05 Eylül 2018 Çarşamba Saat 06:09
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Cemal Şerik
Cumartesi annelerinin her hafta gerçekleştirdikleri oturma eylemlerine, faşist TC devletinin yapmış olduğu saldırı ve engelleme çabaları hala gündemdeki yerini korumaktadır. Özellikle AKP kurmaylarının yapmış oldukları açıklamalar bunun, sonraki günlerde de devam edeceğini göstermektedir. Cumartesi anneleri bu hafta ile birlikte 702. defa Galatasaray’da toplanmaya, kayıplarını ve yakınlarını aramaya devam edeceklerdir.

Bugüne kadar faşist TC devletinin Cumartesi annelerine yönelik farklı biçimlerde engelleme çabaları, tehditleri yaşanmış olsa da, 700. Hafta da olduğu gibi, polisleri ve militer güçleriyle; gaz bombalarının kullanıldığı, ağır hakaretler altında bu düzeyde coplu ve fili tartaklamaların yaşandığı saldırılar ve bu düzeyde gözaltılar gerçekleştirilmemişti. Oysa 700 haftadır, Cumartesi günü Anneler ve yakınları; kayıp olan çocuklarının, annelerinin, babalarının, kardeşlerinin, eşlerinin akıbetini öğrenmek, haklarında bilgi almak için Galatasaray meydanın da toplanmakta ve taleplerini dile getirmekteydiler. Hatta şimdinin Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Başbakanlığı döneminde Cumartesi anneleriyle resmi bir görüşme gerçekleştirmiş ve kameralar önünde birlikte görüntüler vererek açıklamalarda bulunmuştu.

Ne oldu da, 700. haftasında Cumartesi annelerine böyle bir saldırıda bulunuldu. Kamera ve mikrofonlar karşısına geçen  İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu(?!) tarafından savunuldu ve ardından da AKP kurmaylarından Ömer Çelik tarafından bundan sonra “İstiklal caddesi üzerinde”, Cumartesi annelerinin gösterilerine “izin vermeyecekleri” yönünde yapılan açıklama ile bir tehdide dönüştürüldü.

Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye’de, Kürdistan’da tek bir muhalif sözün söylenmesine, devrimci, demokratik ve sosyalist güçlerin varlığına tahammül gösteremeyen;   sömürgeci, soykırımcı TC devleti ve onun iktidar gücü AKP-MHP faşist kliği saldırılarının hedefine gelinen aşamada Cumartesi Annelerini koymuş bulunuyor. Tabii bu da devrimci, demokratik ve sosyalist güçler tarafından üzerinde çok ciddi durularak, sorgulanması ve cevaplaması gereken bir soru olurken, diğer yandan da sömürgeci, soykırımcı, faşist TC devlet gerçekliğinin içerisinde bulunduğu durumun anlaşılması açısından da önemli bir gösterge oluyor.

Dikkat edilirse Cumartesi Anneleri her Cumartesi günü Galatasaray meydanında bir araya gelerek, o gün bir kayıpla ilgili, onu tanıtan açıklamalarda bulunuyor, hakkında konuşmalar yapılıyor ve ardından da dağılıyorlardı. En dikkat çekici olanı da, Cumartesi Annelerinin bu en masumane ve insancıl davranışı; alternatif, demokratik, özgür ve muhalif basın-yayın organları dışında görmezden geliniyor ve sanki böyle bir şey yokmuşçasına toplumdan gizlenmeye çalışılıyordu. Böyle bir gerçekliğe rağmen 700. Haftasında Cumartesi Annelerine AKP-MHP faşist kliği ve onların polisleri, militer güçleri saldırdılar. Üstelik “ibreti alem olsun” diye de birer yalaka haline getirdikleri TV, Gazete, İnternet sitelerinde vb. tahribata uğratarak, saptırarak yayınlamaktan geri kalmadılar.

Elbette Sömürgeci, soykırımcı, faşist TC devletinin Cumartesi Annelerine karşı gerçekleştirdiği ve hala da bunda ısrarlı olduğu saldırılarından, asıl olarak verilmeye çalışılan mesajlardan da doğru sonuçlar çıkarmak gerekmektedir. Burada çok açık olarak TC devleti; yasal demokratik siyasal zeminde kendisi için tek bir muhalif gücün kalmadığını ya da bir biçimiyle onları kendileri karşısında hareket edemez bir hale getirdiğini düşünmekte ve kendini de buna inandırarak hareket eder bir konumda görmektedir. Sömürgeci, katliamcı, soykırımcı, faşist karakteri ise, onu kendini böyle bir pozisyonda görmesine rağmen daha da saldırgan bir pozisyona getirmiştir ve bunun bir sonucu olarak da Galatasaray meydanında toplanan Cumartesi Annelerine saldırmıştır. Tabii kendini bununla sınırlı tutmayacağı da çok açıktır. Cumartesi Annelerinin ardından kendisi için yeni saldırı hedefleri bulmaktan da geri kalmayacaktır.

Tabii bunlar Cumartesi Annelerine karşı gerçekleştirilen saldırının bir yönünü göstermektedir. Bununla birlikte daha başka yönleri de bulunmaktadır. Gerçekten Sömürgeci, soykırımcı, faşist TC devleti, Cumartesi Annelerini kendiler için ciddi bir tehlike olarak görmektedir. Bunun da doğru anlaşılması gerekmektedir. Unutulmamalı ki, Türkiye’de ve Kürdistan’da 12 Eylül askeri faşist cuntasına karşı ilk fiili direniş zindanlarda temsilini bulmakla birlikte, bunun zindan dışındaki sesi tutsak yakınları ve yine işkence hanelerde “kaybedilenlerin” yakınları olmuştu. Zindan dışında TC devletinin baskı ve zulmüne karşı zindanların, işkence hanelerin, mahkemelerin önlerinde, sokaklarda bekleyenler, direnenler bunlardan başkaları değillerdi. Hatice Analar, Zeynep Analar, Didar Şensoylar, Leman Fırtınalar vb. Hep bu direnişlerde unutulmayanlar arasında yerlerini almışlardı. Zindan direnişlerinin, onların ve kayıp yakınlarının çağrılarına, direnişlerine yanıt vererek, onların sesi olan Özgürlük ve Demokrasi Hareketinin şanlı 15 Ağustos atılımıyla birlikte başlattığı yeni direniş döneminde daha örgütlü ve güçlü bir şekilde bu mücadelelerine devam etmişler ve 12 Eylül faşizminin geriletilmesinde önemli bir rol oynamışlardı.

Tüm baskı, tehdit, engelleme ve yasaklama vb. uygulamalara rağmen hala 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinden sonra haklı ve meşru temelde büyük bedeller ödeyerek direnişlerine devem eden, hiçbir şekilde geri adım atmayan ve bu geleneğin temsilcisi olan Cumartesi Anneleri bugün de bu rollerini oynamaya devam etmektedirler.  Türkiye’de olduğu gibi faşist diktatörlüklerin hüküm sürdükleri Şili, Arjantin vb. ülkelerde de Kayıp Anneleri faşist cuntaların hedefi haline getirilmişlerdir. Arjantin’de Mayıs Meydanı Annelerinin 80 yaşındaki lideri Hebe De Bonafi hakkında da yakalama ve tutuklama kararı vermişlerdi. Ama sonuçta Arjantin’de kaybeden faşist diktatörlük, kazanan Mayıs Meydanı Anneleri ve onların önü açtıkları demokrasi güçleri olmuştu.

AKP-MHP faşist kliğini korkutan da bu gerçeklik olmaktadır. Onlarda nasıl Arjantin’de faşist cunta Mayıs Meydanı Anneleri karşısında yenilmişse, kendi akıbetlerinin de benzeri olacağından korkmuşlar ve Cumartesi Annelerine saldırmışlardır. Öyle anlaşılıyor ki, bu korkunun onlarda yarattığı derin irkinti ile de bu saldırılarına devam edeceklerdir. Ancak korkunun da ecele hiç bir faydası yoktur. O nedenle de kaçınılmaz olan sondan kendilerini kurtaramayacaklardır.

AKP-MHP faşist kliğinin Cumartesi Annelerine karşı başlattığı saldırılar karşısında, Türkiye’de ve Kürdistan’da özgürlükçü, demokratik devrimci güçlerin asıl görmesi ve sonuç çıkarması gereken de bu gerçekliklerdir.


Cemal Şerik

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş

ARAMA