Kara Propaganda "Cambaza Bak"
09 Ağustos 2018 Perşembe Saat 06:47
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Cemal Şerik

 “Cambaza bak” denilerek, insanların dikkatlerinin farklı noktalara çevrilip yine kara propaganda ile dikkatlerin nasıl farklı noktalara çevrildiği bilinmektedir. Türkiye’de son yıllarda görülen ve yaşananlarda böyle bir gerçekliği anlatmaktadır. Toplum, “cambaza bak” denilerek, yapılan kara propagandalarla çok açık bir şekilde soyulmakta ve asıl gündemlerini dışına çıkarılarak belirlenen amaçlar doğrultusunda yönlendirilmektedir ve bu hızından da hiçbir şey kaybetmeden devam etmektedir. Daha çokta bunu son derece bilinçli bir şekilde Erdoğan-Bahçeli faşist kliği birlikte yapmaktadırlar.

"24 Ocak Ekonomi Kararları" olarak tarihe geçen ve 12 Eylül 1980 faşist darbesinin gerçekleşme nedenlerinden biri olarak değerlendirme konusu edilen "sıkı para politikasının" uygulamaya konulmasıyla birlikte yaşananların bir benzeri olan; Türkiye toplumunun yastık altın da, gelecekleri güvence altına almak ve dar günleri için sakladıkları “serveti” denilen altın, döviz vb.lerinin ellerinden alınmaya çalışılması da böyle bir gerçeklik içerisinde yer almaktadır. 24 Ocak kararlarıyla birlikte ekonominin başında olan 1983 seçimleri ile de iktidar koltuğuna oturan Turgut Özal faizleri yükselterek, halkın varını-yoğunu faize yatırmasını teşvik etmiş, Banker Kastelli, Banker Yalçın vb.lerinin türemesine neden olmuştu. Ancak bunun aldatıcılığı gecikmeden ortaya çıkmıştı. Bankerler iflas etmiş, toplum elinde olanları kaybetmiş, intiharlar ve psikolojik sorunlar yaşamış ve tam bir yıkımla karşılaşmıştı. Son yıllarda AKP-MHP faşist kliği de bu politikanın bir benzerini uygulamaya koyarak, toplumu faize teşvik etmeye çalışmıştı. Tabii bir yanda bu şekilde toplumun elinde ne var,  ne yok bunları bankalarda toplamaya çalışırken, kendi servetlerini ise Man adasına, Panamaya kaçırmaktan geri kalmamışlardı.

Mevcut durumda ise, yine toplumdan elinde ne var, ne yok; altın, döviz vb. her şeyini TL’ye çevirmesi istenilmektedir. Bununla da yetinemeyerek çıkarılan "bedelli askerlik kanunu" ile de yürütülmekte olan özel-kirli savaş için yeni mali kaynaklar oluşturulmaya çalışmaktadır. Tabii bunlar yapılırken de, asıl nedenleri gizlemekten geri kalınmamaktadır. Bir nevi olduğundan farklı gösterilerek toplum aldatılmaya, neyi var- neyi yok bunları kendi elleriyle teslim etmeleri sağlanmaya çalışılmaktadır.

AKP-MHP faşist kliğinin "cambaza bak" misali toplumu kandırma çabaları bunlarla sınırlı kalmamaktadır. Aynı zamanda çok yoğun bir şekilde yalana dayalı "kara propaganda" yapmaktan da geri kalmamaktadır. Gever'de bir polis eşinin, çocuğu ile ölümü üzerine yapılan propagandalar da bunun yaşanmakta olan bir örneğidir. Başta R.T. Erdoğan ve D. Bahçeli faşist çetesi, MİT'in tarafından kaçırılarak öldürüldüklerinden kuşku duyulan çocuk cinayetlerinin ardından "idam ceza"ları nasıl yeniden gündeme getirilmişse, şimdi de Gever'de bindikleri arabada yaşanan patlama da polisin eşi ve çocuğunun ölümünden sonra da aynı tehditlerde bulunmaya devam etmiştir. Oysa görgü tanıkları patlamanın, arabanın altına konan bomba ile değil, LPG'nin patlaması sonucunda meydana geldiğini söylemektedirler.

Ne yazık ki, toplumu da etkisi altına alan ve sayısı daha da çoğaltılabilecek bu örnekler Türkiye’nin gündemini belirleyen ve peşinde sürükleyen konular olmaktadır.

Tabii tüm bunlar Türkiye toplumunun karşılaştığı yalana dayalı gündemlerin belirlendiği, hedeflerin şaşırtıldığı, kandırıldığı, yeni sömürü ve soygun yöntemleri değillerdir.

Daha önce Türkiye'de insanlarının nasıl kandırıldıkları, özellikle de Yeşil Çam'da "Turist Ömer" ve Kemal Sunal filmleri vb. ile toplumcu eleştirel yanları olmakla birlikte mizaha ve eğlenceye konu olurlardı. Ancak, o zamanlar mizah ve güldürü konusu edilenler 1950'ler sonrasında kırdan- kente doğru yoğunlaşan göçler ve bunun neden olduğu algılarda, alışkanlıklarda neden olan değişiklikleri ve karşılaşılan farklılıklar ve zorlanmalar karşısında egemen kentli yaklaşımı ölçülerine göre üstenci, bilmemeyi ve şaşkınlığı anlatmaktaydılar. 

Şimdi "cambaza bak" hikâyeleri ve kara propagandalar tam bir kara mizaha dönüşmüş bulunmaktadır. Bunun böyle olmasına da şaşırmamak gerekir.

Kuşkusuz bu yöntemler iktidar ve devlet güçleri tarafından öncesinde de uygulamaya konanlar arasında yer almış ve bunlardan da belirli bir düzeyde sonuçlar alınmıştı. Ancak günümüzde olup-bitenlerin bunlardan bir farkı bulunmaktadır. O da iktidar/devlet güçlerinin bu yöntemi en temel taktiklerden biri olarak benimsemesi ve bunu da ısrarlı bir şekilde uygulamaya devam etmeleridir.

Elbette bunu tüm Türkiye toplumu için söylemek mümkün değildir. Sürüleştirilmiş olan insan yığınları karşısında toplum olma özelliklerini koruyan ve bunun için mücadele edenlerde bulunmaktadır. Fakat bunlar da her ne kadar zaman zaman sürüleştirilmeye, sömürü, baskı, haksızlık ve her türlü zulme karşı koysalar da kendi içlerinde eyleme geçecek olan bir örgütlülüğe sahip olmadıkları için, devlet ve iktidar güçlerinin saldırıları karşısında kendilerini koruma da yetersiz kalmaktadırlar. O nedenle de egemen, iktidar güçlerinin "cambaza bak" diyerek yaptıkları aldatma ve kara propaganda ile oluşturdukları yağma, talan ve kanla beslenen düzenlerine karşı mücadele de zayıf  bir konum da bulunmaktadırlar. Bu da onların daha çok "cambaza bak" hikâyeleriyle, kara propagandalarla uyutarak sürüleştirdiği insan yığınlarını istedikleri doğrultu da yönetmelerine olanak tanımaktadır.

Önemli olan da devletin sürüleştirildiği yığınlara benzemek istemeyenlerin bu gerçekliği görmeleri ve bunun karşısında iktidarın/devletin toplumu haline gelen yığınları, birer sürü olmaktan çıkaracak olan devrimci, demokratik çözüm önermeleriyle birlikte, bunları pratik bir çabaya dönüştürmeleridir.

Cemal Şerik

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html
Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş

ARAMA